İnternet Protokolü (IP)

Şadi Evren Şeker’in “İnternet Nasıl Çalışır?” adlı video serisinden yola çıkarak, kendisi ile birlikte bir e-kitap yayınladıktan sonra, Kodlayarak Hayat üzerinde de herkesin videoların özetine ve kaynaklarına kolaylıkla ulaşabileceği bir eğitim serisi oluşturmak istedim. Serideki tüm yazıları bu kategori altından bulabileceğiniz gibi; her bölümde, bölümün konusuna ilişkin video’ya da erişmeniz mümkün.

IP (Internet Protocol – İnternet Protokolü) adresi , internet üzerinde verilerin size ulaşmasını sağlamakta olup, 134.168.11.1 gibi 4 haneli sayılardan oluşmaktadır. Aralarına nokta konularak ayrılan her sayı 0’dan 255’e kadar (256 tane) değer alabilmektedir. Daha önceki bölümde belirttiğimiz üzere, 256’ya kadar değer alabilen her küme 1 byte’lık (8 bitlik) yer kaplamaktadır. Dolayısıyla IP numarası ayrı ayrı 4 haneye sahip olduğu için 32 bitlik veri bulundurmaktadır.

Aşağıda örnek olarak gösterilen yönlendirme tablosunda IP adreslerinin, bir yere ulaşmak için yola çıktıklarında, aslında tam olarak rotasının belli olmadığını görüyoruz.

Bunun sebebi, IP adresleri verileri ulaştırırken direk olarak oraya gitmemeleridir. Hedefe varmadan önce farklı IP adreslerine uğrar ve oradaki yönlendiricilerden gideceği adresi alırlar.

NOT: Protokol, bir ağ üzerindeki bilgisayarlar arasında iletişimi yöneten kurallar kümesidir.

IP Adresi Nasıl Öğrenilir?

IP Adresinizi kolaylıkla bilgisayarınızda bulunan terminal üzerinden öğrenebilirsiniz. Bunun için öncelikle Mac ve Linux terminallerinde neler yapmanız gerektiğini, daha sonra da bu kodların Windows ortamındaki karşılıklarından bahsedeceğiz.

Mac veya Linux terminali açıldıktan sonra ifconfig komutunu yazmanız kendi bilgisayarınızın IP adresini öğrenmeniz için yeterlidir. “lo0” olarak geçen ilk kısımda yerel (local) IP adresiniz inet olarak belirtilmiştir. Kendi bilgisayarınızın özel IP adresi ise diğer kısım da (yani “en0”), yine inet karşılığında belirtilmiştir. Herhangi birinin bu IP adresini kullanarak sizin bilgisayarınıza bağlanması mümkündür.

NOT: Eğer terminal kullanacaksanız Mac ve Linux da yazılan kodlar genellikle birbirleri ile aynıdırlar.

IP adresinin hedef IP’yi nasıl bulduğunu daha iyi anlayabilmek için bir komut daha çalıştıralım. Bu komut traceroute komutudur ve asıl IP adresinin bizim bilgisayarımıza ulaşana kadar nasıl bir yol izlediğini gösterir.

Terminalde komutu çalıştırdığımız zaman, sizden aynı zamanda bir web sitesine bağlanmak için adres girmenizi isteyecektir (komut şu şekilde olmalıdır: traceroute www.kodlayarakhayat.com)

IP adresinin izlediği yolda, ilk satırlardan sonra IP adreslerinin daha karmaşık bir yapı almasının sebebi, dünya üzerindeki diğer cihazlara bağlanmasından kaynaklanmaktadır.

Değinilmesi gereken bir diğer komutumuz ping, herhangi bir siteye bağlanmak ve o sitenin bundan haberi olması anlamını taşımaktadır. Terminalde çalıştırıldığı zaman (komut şu şekilde olmalıdır: ping www.kodlayarakhayat.com) iki cihazın hangi paketlerden ne kadar zamanda geçtiğini göstermektedir.

Aynı komutları Windows terminalinde çalıştırmak istersek, ifconfig yerine ipconfig ve traceroute yerine de tracert yazmanız yeterlidir. Ping komutu Windows terminalinde de ping olarak işlev görmektedir.

NOT: traceroute komutunun işlevini yerine getiren siteler mevcuttur. Arama motorunuza “online tracerouter” ya da “visual traceroute” yazarsanız bu gibi sitelere ulaşabilirsiniz.

IP Adreslerinin Temel Özellikleri Ve Ulaşılabilirliği

IP adresleri başlık ve veri olmak üzere 2 kısımdan oluşmaktadır. Veri kısmı kullanılan verinin boyutuna göre uzay alanda değişebilmekle birlikte, başlık kısmı sabit kalmaktadır.

Başlık kısmının içerisinde;

  • IP adresinin versiyon bilgisi
  • Servis boyutu
  • Paketin veri kısmının boyutu
  • IP’nin nereden geldiği
  • Gönderilen verinin hasarlı olup olmadığı
  • IP’nin ne kadar geçerli olacağı

gibi bilgiler tutulmaktadır.

NOT: IPv4 (IP Version 4), 32 bitten yani başka bir ifadeyle 8 bitlik 4 rakamdan oluşmaktayken, IPv6 (IP Version 6), 128 bitlik 6 haneden oluşmaktadır.

IP adresleri günümüzde birçok soruna sahip olan bir konudur. Bunun nedeni her biri 32 bitlik IP adreslerinin birleşimi ile dünya üzerinde 4 milyon civarında IP adresi bulunmasından kaynaklanmaktadır.

Aynı zamanda internete bağlı cihaz sayısına baktığımız zaman, dünya üzerinde 8 milyon civarında insan olduğu varsayılırsa ve herkesin sadece tek bir aygıtı olduğu bile göz önüne alınsa IP adreslerinin sayısını geçmektedir. Kaldı ki herkesin bilgisayar hariç ayrıca tableti ve telefonu olma ihtimali çok yüksektir. Bunların dışında, kimseye bağımlı olmayan sunucular bulunmaktadır. Dolayısı ile 4 milyona yakın IP adresinin olması ve 8 milyona yakın cihazın internete bağlanmak istemesi büyük bir sorun teşkil etmektedir.

Bu başlık altında öncelikle bu sorunun IPv4 üzerinde nasıl çözüme kavuştuğundan bahsedilecektir. Daha sonra da niye IPv6 sisteminde geçildiğine değinilecektir.

IPv4 üzerinde bu sorunun çözümünde DHCP (Dynamic Host Configuration Protocol) sunucu cihazları yer almaktadır. DHCP, aldığı IP adresine kendi içerisinde ayrıca IP adresi vermektedir. Yani eğer iç ağa (intranet) bağlı bir gezinme işlemi gerçekleştiriyorsanız DHCP’nin atadığı bir IP ile (Resim üzerinde 1 numaralı bağlantı), dış ağa (extranet) bağlı bir gezinme işlemi gerçekleştiriyorsanız DHCP’nin kendi IP adresi ile (Resim üzerinde 2 numaralı bağlantı) internete bağlanmaktasınız.

Dış ağ üzerinden size gelen veri paketleri DHCP’nin kendi IP adresine gelmektedirler. DHCP üzerinden internete bağlanan cihazlar arasında is, veri paketinizi doğru bir şekilde sizin IP adresinize teslim edebilmesi için NAT (Network Translation System) teknolojisi kullanılmaktadır.

NAT cihazı kendi üzerinde internete bağlanan cihazların, hangi porttan bağlandıklarının bilgisini tutmaktadır. Dolayısı ile sizin IP adresinize gelen veri paketini size ait olan porta göndermektedir.

IPv4 ile getirilen çözüm göz önüne alındığında, ilk adımda 8 milyona yakın cihaz kendi IP adresi ile internete bağlanacak iken, şu an 4 milyona yakın erişim noktası bulundurulmaktadır. Dolayısı ile kendi içerisinde IP adresi atamak bu sorunun çözülmesine büyük oranda yardımcı olmuştur. Fakat 4 milyon tane erişim noktasına sahip olunması da bir zaman sonra bir sorun teşkil etmiştir ve böylece IPv6 geliştirilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.